Ana sayfa yap | Sık kullanılanlara ekle << Sonraki girişinizde kolay bulmak için

12 Mart 2011 Cumartesi

Erdogan'in Karadeniz Samsun'dan Akdeniz Yumurtalik'a Kadar Çilgin Tünel Projesi


Erdoğan'ın çılgın projesi bu mu?

"İşte dün bazı gazetecilere 'İşte Tayyip Erdoğan'ın Çılgın Projesi' başlığıyla gönderilen mail"

Reha Muhtar'ın Vatan'da bugün çıkan yazısında Erdoğan'ın daha önce telaffuz ettiği “Çılgın Proje”ye göre, Karadeniz’de Samsun’dan, Akdeniz’de Yumurtalık’a bir denizyolu tüneli açılması düşünülüyordu..



KARADENİZ-AKDENİZ DENİZYOLU TÜNELİ :

Başbakan Erdoğan’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıldönümü olan 2023 yılına yetiştirilmesi amacıyla başlattığı ve hazırlıkları çok gizli yürütülen ‘Çılgın Proje’nin, Samsun’dan Yumurtalık’a kadar 500 kilometre uzunluğunda bir denizyolu tüneli olduğu ortaya çıktı.Karadeniz-Akdeniz Denizyolu Tüneli’nin yaklaşık 1 yıldır çok gizli yürütülen proje çalışmaları için Ankara’da 33 mühendisten oluşan bir mühendisler grubu oluşturuldu.Proje ekibinde, jeoloji, inşaat, gemi, elektrik-elektronik, maden, petrol ve kimya mühendisleri görev alıyor.


CUMHURİYETİN 100. YILI ANISINA :

Karadeniz’i Anadolu’nun tam ortasından ve 1000 metre derinlikten geçecek tünelle Akdeniz’e doğrudan bağlayacak tünel, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı için bir prestij projesi olarak öngörülüyor.Böylesi büyük bir projenin, Türkiye’ye dünya genelinde çok büyük bir prestij sağlayacağı hesaplanıyor.Başbakan Erdoğan’ın, Karadeniz-Akdeniz Tüneli Projesiyle, Türkiye’ye yeni ve uzak bir ufuk kazandırmak istediği belirtiliyor.Samsun’un 15 km. doğusundan başlayacak Karadeniz-Akdeniz Denizyolu Tüneli, Anadolu’yu tam ortasından ve kuzey-güney ekseninde keserek, Kayseri’nin yaklaşık 50 km. doğusundan geçtikten sonra, Adana’nın Yumurtalık ilçesinde Akdeniz’e kavuşacak.


DEVASA BOYUTLAR :

Uzunluğu 500 km. olacak tünel, orta büyüklükte 2 geminin karşılıklı geçişine imkân tanıyacak şekilde, 80 metre olarak planlandı.Tünelin su yüzeyinden derinliği 22 metre, su yüzeyinden yüksekliği ise 18 metre olacak.Karadeniz-Akdeniz Denizyolu Tüneli, Anadolu’nun altından geçerken, yeryüzünden 1400 metreye kadar derinliğe ulaşacak.Derinlikten dolayı, tünelin geçtiği güzergâhta çok sayıda değerli maden, kömür, kaynak suyu, termal su, doğalgaz ve hatta petrol kaynaklarına rastlanması bekleniyor.Tünelin açılmasıyla, henüz keşfedilmemiş bu doğal kaynakların da Türkiye ekonomisine kazandırılması hedefleniyor.


YÜZER KAZICILAR :

Mühendisler, dünyada ilk defa böylesine devasa bir tünel kazısının planlandığını, dolayısıyla çok farklı kazı tekniklerinin kullanılması gerektiği üzerinde duruyor.Kazının, bu amaçla özel olarak inşa edilecek platform-gemiler üzerine monte edilecek dev kazıcılarla yapılması, kazılan toprak, kaya ve madenlerin taşıyıcı bantlar yardımıyla, platformu takip eden gemilere yüklenmesi ve böylelikle nakledilmesi üzerinde duruluyor.500 kilometre uzunluğundaki tünelin daha kısa süre içinde kazılabilmesi için, inşaatın Samsun ve Yumurtalık’tan iki yönlü olarak başlatılması söz konusu.


ZENGİN MADENLER :

Kazı sırasında çıkarılacak milyarlarca tonluk toprak ve kaya hafriyatının, özellikle Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında inşa edilen ve edilecek sahil yolları için dolgu amaçlı kullanılması planlanıyor.Ayrıca bu hafriyatın, başta Hollanda olmak üzere deniz dolgusu için toprak ve kayaya ihtiyacı olan ülkelere ihraç edilmesi de sözkonusu olabilecek.Ayrıca, kazı sırasında elde edilecek maden ve kömür gibi unsurların ticari olarak değerlendirilmesi yanında, muhtemel organik maddelerin de tarımsal gübre amaçlı kullanılabileceği öngörülüyor.


KAYSERİ’YE DENİZ :

Karadeniz-Akdeniz Denizyolu Tüneli’nin inşasıyla, Boğazlardaki gemi ve tanker trafiğinin önemli ölçüde azaltılması sağlanacak.Orta Anadolu’nun doğusundan geçecek tünel, bir anlamda Kayseri’ye deniz de getirmiş olacak.Tünelin geçtiği güzergâh boyuna, biri Kayseri yakınlarında olmak üzere, 3 veya 4 noktadan dikey tünel açılarak, bu asansör tünellerin Karadeniz-Akdeniz Denizyolu Tüneli’ne kavuştuğu noktalara birer liman kurulması planlanıyor.Böylece Orta Anadolu, deniz yoluyla taşımacılık imkânına kavuşmuş olacak.Mühendisler, tünel limanlarına dikey asansörlerle yolcu ve yük taşıması yapılabileceği gibi, eğimli tünellerle karayolu bağlantısı da yapılabileceği düşüncesiyle seçenekli projeler üzerinde çalışıyor.


KENTLERE YENİ SU KAYNAKLARI :

Karadeniz-Akdeniz Denizyolu Tüneli’nin açılmasıyla ortaya çıkacak yeni temiz su kaynaklarının, güzergâh yakınlarındaki şehir ve kasabaların su ihtiyacını karşılanmasında kullanılması öngörülüyor.Ayrıca tünel hattının, petrol ve gaz borularının geçişi için de kullanılabileceği üzerinde duruluyor.


AÇIKLAMA SEÇİMDEN ÖNCE :

Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın talimatıyla proje çalışmaları çok gizli yürütülen Karadeniz-Akdeniz Denizyolu Tüneli Projesinin, 12 Haziran 2011 seçimleri öncesinde yine Başbakan tarafından açıklanacağı belirtiliyor.Projenin kamuoyuna açıklandıktan sonra yaklaşık 1 yıl boyunca her bakımdan tartışılması ve gelen eleştiriler dikkate alınarak gerekli revizyonlar yapıldıktan sonra, 2012 sonbaharında inşaat çalışmalarına başlanması öngörülüyor.Bu arada geçecek 1 yıllık zaman dilimi içinde başta MTA olmak üzere ilgili kamu kurumlarının zemin etüdü ve jeofizik inceleme çalışmalarını yürütmesi planlanıyor.Tünelin açılışı için Cumhuriyetin 100. Kuruluş Yıldönümü olan 2023 yılı hedeflenirken, uzmanlar böylesine bir tünelin 11-12 yıl içinde tamamlanmasının mümkün olmadığı görüşünü dile getiriyor.

5 Mart 2011 Cumartesi

ÇOCUKLARIN TÜYLER ÜRPERTEN "CANLI BOMBA OYUNU" !


Çocukların tüyler ürperten oyunu!

Afganistan'da bir grup çocuğun oynadığı, internete de yüklenen 'canlı bomba' oyunu izleyenlerin hem kanını donduruyor



Afganistan'da bir grup çocuğun oynadığı, internete de yüklenen 'canlı bomba' oyunu izleyenlerin hem kanını donduruyor, hem de tepkisini çekiyor.

Bir cep telefonu kamerasınca kaydedilen görüntülerde çocuklar bir Taliban militanının Afgan askerlerine yaptığı "Canlı bomba" saldırısını canlandırıyor. Görüntülerde 'canlı bomba' rolündeki çocuk yakınları ile vedalaştıktan sonra yol kontrolü yapan Afgan askerleri rolündeki çocukların yanına geliyor ve bir çocuk elindeki toprak ve kum karışımı tozları havaya atarak patlama efekti yapıyor. Çocuklar tozların arasında yere düşüyor ve ölü taklidi yapıyor.


İŞTE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRAN CANLI BOMBA OYUNU VİDEO :

'KAMİL KOÇ' FİRMASI MESCİT KAPATTI !!!


Türkiye'nin köklü firmalarından Kamil Koç'tan inanılmaz uygulama. Firma, Ataşehir terminalindeki mecsidi kapattı. İşte Firma'nın ilginç kapatma gerekçesi...

Kamil Koç'un akıllara ziyan uygulaması, namaz kılmak için tahsis edilen mescidin kaldırılmasına tepki gösteren bir vatandaşın şikayetim var isimli sitede düşüncelerini paylaşmasından sonra ortaya çıktı.

İşte Koç'un büyük tepki çeken kararı ve yaşanan olaylar:

Her şey internet sitesine düşen bir maille başladı. 8 Şubat 2011 tarihinde 'Kamil Koç'un Ataşehir terminalinde bir mescit vardı. Geçmiş zaman kullanıyorum çünkü mescit firmaya yakışır bir hale getirileceğine tamamen kaldırılmak suretiyle "Namaz kılan yolcu istemiyoruz" demeye getirilmiş.

Benden para kazanmak istiyorsanız önce bana, inancıma saygı göstermek zorundasınız. Aksi durumda elbette mescit kapatmak marifet değil. Bende artık firmanıza cüzdanımı kapatıyorum. Mescit açılıncaya kadar Kamil Koç firmasını protesto ediyorum" mesajıyla durum ortaya çıktı.

Ataşehir'deki Kamil Koç firmasına ait olan terminalde namaz kılmak isteyenler, mescidin kaldırıldığı haberini alınca büyük bir şok yaşadı.

Bilindiği gibi şehirlerarası yolculuk yapan firmaların şehir içi ve dışındaki dinlenme merkezlerinde ibadet yapan yolcular için mescitler bulunuyor. Oysaki geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olay yolcuların tepkisine neden oldu.


KAMİL KOÇ HRİSTİYANLARA ÇİFTE STANDART OLMAMASI İÇİN Mİ MESCİDİ KAPATTI?

Kamil Koç'un aldığı ağır karara paralel olarak bununla ilgili gerekçesi daha da dikkat çekici bulundu.

Mescidin kapatılmasından sonra sosyal paylaşım sitesi 'Facebook' aracılığıyla ilginç bilgiler gelmeye başladı.

Facebook'taki iddilara göre; ''Yönetim Kurulu karar alarak mescidi kaldırdı. Kimi vatandaşlar söz konusu mescidin depo ihtiyacından dolayı kapatılarak depo haline getirildiğini belirtti. Bu ifadeler yanlış. Çünkü, mescit depo ihtiyacı olduğu için kapatılmadı. Çok farklı ibadethaneler var. Hıristiyan yolcuya ibadetini yapsın diye kilise açılmadığı için çifte standart olmasın diye mescit de kapatıldı. Din ve mezhepler arasında ayrıcalık olmasın istenildi.”

Firmanın Genel Müdürlüğünde çalışan ve ismini vermek istemeyen bir yetkili de ''Mescitin kapatılmasının doğru olduğunu ancak şu an için Ataşehir şubesinde tadilatlar yapıldığını bunun için mescidin kapalı olduğunu'' belirtti.

Mescit'in geçici olarak kapatıldığını belirten kişi ise geçici süreli bir mescit yapılamaz mıydı açıklamasına ise ''Bu konuda bilgim yok gerekli açıklama daha sonra basına yapılacak diyerek'' ısrarla sorularımız cevaplandırmaktan kaçındı.


SAHİBİ CHP'Lİ?

Geçen yerel seçimde CHP Bursa belediye başkalığına adaylığını koyan ve Kamil Koç Yönetim Kurulu üyesi CHP Genel Başkan Yardımcısı Sena Kaleli'nin sahibi olduğu firma, Ataşehir terminalindeki mescidi Hristiyanlara çifte standart olmasın diye kaldırdığını belirterek şu açıklamayı yaptı:

"Yönetim Kurulu karar alarak mescidi kaldırdı. Kimi vatandaşlar söz konusu mescidin depo ihtiyacından dolayı kapatılarak depo haline getirildiğini belirtiyor. Bu ifadeler yanlıştır. Çünkü, mescit depo ihtiyacı olduğu için kapatılmadı. Çok farklı ibadethaneler var. Hıristiyan yolcuya ibadetini yapsın diye kilise açılmadığı için çifte standart olmasın diye mescit de kapatıldı. Din ve mezhepler arasında ayrıcalık olmasın istenildi" şeklinde yapılan bu açıklama kimin tarafından yapıldı?

Şirketin şikayetim var sitesine gönderdiği iddia edilen bu açıklamanın doğruluğu araştırılırken 'sicakgundem' olaya tepkilerinin de büyüdüğü bilgisine ulaştı.


FİRMA YETKİLİLERİ ÖNCE CEVAP VERMEKTEN KAÇINDI

8sutun.com'un konuyla ilgili olarak görüştüğü Ataşehir terminalindeki personel, mescidin kaldırıldığını ancak kaldırılma nedenini bilmediklerini söylediler.

CHP'li Sena Kaleli'nin sahibi olduğu firmanın İstanbul Otogarında bulunan merkez şubesindeki yetkililer ise sadece olaydan haberdar olduklarını söylemekle yetinerek telefonları hep bir diğer yetkiliye aktarmayı tercih ettiler.

TADİLAT AÇIKLAMASI

Önce konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçınan Kamil Koç, yükselen tepkiler üzerine bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, mescidin tadilat nedeniyle geçici bir süre kapatıldığı iddia edildi.

Kamil Koç Otobüsleri Kurumsal İletişim Uzmanı Tahsin Işık adıyla yapılan açıklama şöyle:

“Ataşehir Aktarma Merkezimiz söz konusu merkezi kullanan yolcularımızın da takip ettiği üzere bir süredir kapsamlı bir tadilat çalışması içersindir. Bu çalışmalar nedeniyle mescit ibadete geçici olarak kapatılmıştır.

Söz konusu mescidin kapatılma nedenleri ile ilgili şimdiye kadar şirketimiz tarafından yapılmış her hangi bir açıklama bulunmamaktadır. Dolayısıyla özellikle internet sitelerinde yapılan yorumlarda yer alan ve şirketimiz tarafından yapıldığı idea edilen açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır.

Adı geçen mescidin durumuyla ile ilgili açıklama tadilat çalışmalarının ardından yolcularımızla paylaşılacaktır”

27 Şubat 2011 Pazar

Necmettin Erbakan vefat etti - Son Dakika


Necmettin Erbakan vefat etti

Eski Başbakanlardan Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan hayatını kaybetti.

Bir süredir tedavi gördüğü Güven Hastanes,i Erbakan'ın saat 11:40'ta hayatını kaybettiğini açıkladı.

Son kurultayda Saadet Partisi Genel Başkanlığına seçilen Erbakan, 85 yaşındaydı.

Erbakan'ın cenazesi 1 Mart 2011 Salı günü İstanbul Fatih Camiinde öğle namazından sonra kılınacak cenaze namazının ardından İstanbul Merkez Efendi'deki aile kabristanlığına defnedilecek.

Ankara'da Güven Hastanesi'nde tedavi altında olan Erbakan'ın ölüm haberinin ardından Saadet Partililer hastaneye akın etmeye başladı.

FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYINIZ ::>>




. Necmettin Erbakan kimdir?
. Erbakan'ın ardından neler dediler
. Erbakan'ın ölüm nedeni açıklandı
. "Erbakan hakkın rahmetine yürüdü"
. Bahçeli, programlarını iptal etti
. Gökçek: Üzerimde çok hakkı var
. "Türk siyasetine önemli hizmetleri oldu"
. "Erbakan'a sonsuz rahmet diliyorum"
. Bahçeli, Erbakan için ne dedi?
. Dünden-Bugüne Erbakan
. Erbakan'a gözyaşı
. Erbakan'ın cenazesi evine getirildi
. Erbakan'ın cenazesi, Balgat'taki evine getirildi
. "Siyaset dünyamızın çınarlarından biriydi"





Erbakan'ın son isteği neydi?

Hayatını kaybeden SP Genel Başkanı Necmettin Erbakan, ölümünden sonra kendisi için resmi tören yapılmaması konusunda ailesine vasiyet ettiği belirtildi.

(ANKA) - Erbakan’ın hayatını kaybettiği Güven Hastanesi’ne partili ve çeşitli partilerden siyasilerin ziyaretleri sürüyor.

SP Genel Başkan Yardımcısı Oğuzhan Asiltürk yaptığı açıklamada; ailesiyle yapılan görüşmelerde Ankara’da resmi bir tören yapılmayacağını bildirdi.

Gazetecilerin, “Erbakan’ın vasiyeti miydi” şeklindeki sorusuna Asiltürk, kendi vasiyeti olduğunu ve sade bir tören istediğini söyledi.


CENAZE SALI GÜNÜ:

Recai Kutan Erbakan'ın ölüm haberini açıkladıktan sonra cenazesinin Salı günü İstanbul Fatih Camiinde olacağını açıkladı. Öğle namazının ardından aile kabristanına gömülecek.

Erbakan için devlet töreni ise yapılmayacak. Erbakan'ın eski başbakanlardan olması nedeniyle bir devlet töreni yapılabileceği düşünülüyordu ancak bu törenin yapılmayacağı Saadet Partisi yetkililerince açıklandı.


Ölüm haberi toplantıda geldi

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın ölüm haberini toplantı sırasında alan Antalya İl Teşkilatı’ndaki partililer, büyük üzüntü yaşadı.

SP Antalya İl Teşkilatı, İl Divan Toplantısı için parti binasında toplandıkları sırada toplantı ortasında Genel Başkan Necmettin Erbakan’ın ölüm haberi geldi. Haber, salondaki partililer arasında büyük üzüntüye neden oldu. Gözyaşlarını tutumayan partililer, sık sık tekbir getirdi, Yasin ve dualar okudu. "Mekanın cennet olsun, hocam bizi bırakma, sen ölemezsin" seslerinin yükseldiği salonda kadın- erkek herkes gözyaşı döktü. Haber üzerine partililer il binasına akın etti.

Almanya Mili Görüş Teşkilatları Kurucusu Hasan Damar’ın konuşması ise ertelendi. Daha sonra SP İl Başkanı Galip Akın ve Hasan Damar taziyeleri kabul etti.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Kurtlar Vadisi Filistin - Full Izleyin

.
Kurtlar Vadisi Filistin - Full Izleyin


Kısım 1:
video

Kısım 2:
video

Kısım 3:
video

Kısım 4:
video

Kısım 5:
video

Kısım 6:
video



kurtlar vadisi filistin
kurtlar vadisi filistin izle
kurtlar vadisi filistin full izle
kurtlar vadisi filistin gişe
kurtlar vadisi filistin izle full
kurtlar vadisi filistin video
kurtlar vadisi filistin sinema çekimi
kurtlar vadisi filistin kaç kişi izledi
kurtlar vadisi filistin orjinal
kurtlar vadisi filistin
kurtlar vadisi filistin olarak izleyin
kurtlar vadisi filistin cd den izle

1 Şubat 2011 Salı

2011 Yili Umre Tur ve Fiyatlari Belli Oldu

31 Ocak 2011 Pazartesi

BAKIRKÖY ADLİYESİNDE SİLAHLI SALDIRI




Bakırköy Adliyesi'nde silahlı saldırı

Bakırköy Adliyesi'nden çıkan 2 kişiye silahlı saldırı düzenlendi.

Bakırköy Adliyesi önündeki silahlı saldırıya ilişkin gözaltına alınan şüphelinin, bugünkü saldırıda ölen 2 kişinin tutuksuz olarak yargılandığı davanın konusu olan olayda, ağır şekilde yaralandığı, oğlunun da öldüğü ortaya çıktı.



FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN ::>

Alınan bilgiye göre, Esenyurt'ta 7 Ağustos 2010 tarihinde meydana gelen ve Özer Ç'nin (27) hayatını kaybettiği, babası Niyazi Ç'nin de ağır yaralandığı olaya ilişkin tutuklu sanık Mehmet Gündoğdu (37) ile tutuksuz sanıklar eşi Eylem Gündoğdu (36) ve kayınpederi Ali Haydar Koçintar'ın (55) yargılanmasına Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi.

Öncesinde ve sonrasında taraflar arasında zaman zaman gerginlikler yaşanan duruşmanın sona ermesi üzerine, Eylem Gündoğdu ve Ali Haydar Koçintar adliye yakınından bir taksiye binerek ayrılmak istedi.

Bu sırada Gündoğdu ve Koçintar'ın tutuksuz sanık olarak yargılandıkları davanın mağdur ve müştekisi olan Niyazi Ç'nin taksiye doğru tabancayla ateş açması sonucu Gündoğdu olay yerinde, Koçintar da kaldırıldığı Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayatını kaybetti.

Olayın hemen ardından gözaltına alınan Niyazi Ç, Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğine götürüldü.


-İDDİANAME-

Saldırıda hayatını kaybeden 2 kişinin yargılandığı davanın iddianamesinde, evin önüne otomobil park edilmesi yüzünden, komşu da olan Ç. ailesi ile Gündoğdu ailesi üyeleri arasında kavga çıktığı belirtiliyor. İddianamede, Mehmet Gündoğdu'nun çıkan kavganın sonrasında evde bulunan ruhsatsız tabancayı alarak, Özer Ç'yi öldürdüğü, babası Niyazi Ç'yi de yaraladığı anlatılıyor.

İki aile arasındaki park kavgasına da neden olan asıl ihtilafın, Koçintar'ın evine bitişik olarak inşa edilen Niyazi Ç'ye ait evin yapımından kaynaklandığı kaydedilen iddianamede, Koçintar ve kızı Eylem Gündoğdu'nun, Mehmet Gündoğdu'yu Niyazi Ç. ve ailesine karşı her türlü eyleme hazırlıklı olması için azmettirdikleri öne sürülüyor.

İddianamede, davanın sanığı Mehmet Gündoğdu'nun diğer sanıkların azmettirmesi sonucunda doğabilecek bir durum için silah bulundurduğu ve olay sırasında da tereddüt etmeksizin silah kullandığı, öldürme kastıyla ateş ettiğinin anlaşıldığı kaydediliyor.

Davanın iddianamesinde 3 sanığın da, ''Kasten adam öldürmek, öldürmeye teşebbüs'' suçlarından ''ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılması isteniyor.

İSTANBUL (A.A)

FLAŞ... MUHSİN YAZICIOĞLU'NU ORTADAN KALDIRDILAR!



Muhsin yazıcıoğlu suikastı son durum,

Flaş...Yazıcıoğlu'nu ortadan kaldırdılar!

BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne neden olan helikopter kazası aslında bir suikast mıydı?


Büyük Birlik Partisi (BBP) lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK), raporunda helikopterin bazı parçalarının yakılması ve aramalarda yer alan bir kişinin JİTEM'ci olduğu iddiası Yazıcıoğlu kazasının suikast olduğu yönündeki ihtimali güçlendirdi.

Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi, BBP'nin eski genel başkanı Muhsin Yazıcıoğu'nun ölümüyle ilgili Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporunu değerlendirdi. Selvi, Muhsin Yazıcıoğlu'nun suikaste kurban gittiğini savundu.

"Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte 5 kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasıyla ilgili zaman geçtikçe kuşkular da artıyor" diyen Selvi, yazısında rapordan yola çıkarak şu tespitlerde bulunuyor.



SUİKAST MI KAZA MI?

"Devlet Denetleme Kurulu Raporu'na giren, 'Helikopterin bazı parçalarının gece orada kalan XXXX timince yakılmış olabileceği anlaşılmıştır' ve arama çalışmalarında ön planda yer alan İ.Y.'nin JİTEM'ci olma şüphesi, Yazıcıoğlu'nun suikaste kurban gittiğini gösteriyor. Arama kurtarma faaliyetleri sırasında ön planda olan İ.Y.'nin ise JİTEM elemanı olduğu yönünde iddialar bulunuyor.

Siyasi suikastler büyük çaplı operasyonların bir parçası olduğunu bildiğimiz için Yazıcıoğlu'nun ölümünün bir kaza mı yoksa bir suikast mi olduğunu tespit etmemiz gerekiyordu.

Olayı aydınlatmak üzere TBMM'de bir komisyon kuruldu, yeterli görülmedi. Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla ikinci bir komisyon daha kuruldu. Cumhurbaşkanı Gül de DDK'yı harekete geçirerek kapsamlı bir çalışma yapmalarını sağladı.

Yazıcıoğlu olayını soruşturan komisyonlarda görev yapan önemli bir isimle konuştuğumda, "Artık olaya suikast olarak bakıyorum" bakmıyorum demesi bende soru işaretlerini arttırdı.


ARTIK SUİKAST DİYECEĞİM

O nedenle, iyi ki Muhsin Yazıcıoğlu'nun davasını güden eşi Gülefer Yazıcıoğlu, çocukları, BBP'deki dava arkadaşları ve olayın peşini, "Dost ve kardeş" duyarlılığı ile takip eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan var diyorum. Bu yüzden ben de artık, "Muhsin Yazıcıoğlu suikasti" diyeceğim.

Devlet Denetleme Kurulu'nun raporunda, "xxx" işareti ile kapatılan bölümler var. Suikastin sırrı bir ölçüde o "xxx" lerin altında, bir ölçüde de henüz yazılmayan raporlarda gizli.

Öncelikle şunu belirtmeliyim, Meclis'teki ilk komisyonun hazırladığı rapor, kimseyi tatmin etmemişti. Şimdi öğreniyorum ki, komisyon ciddi bir direnişle karşılaşmış. Maraş Valiliği'nden yeterli bilgi ve belge alamamışlar. Dönemin Maraş Valisi'nin olayın aydınlatılması için çaba gösterdiği ancak onun da Emniyet ve Jandarma istihbarat başta olmak üzere kazayla ilgili birimlerden bilgi alamadığı sonucuna varmışlar.

Komisyondan bilgi gizlenmesinin altında ne yatıyor acaba?

Yazıcıoğlu suikastini araştırmak üzere kurulan ikinci komis-yona ise bilgi akışı hızlanmış.

Çünkü Maraş Emniyeti'nde bir dizi değişiklik yapılmış. Bu arada Maraş Emniyeti'nde Ergenekon sanıklarından eski Özel Harekatçı İbrahim Şahin ile bağlantılı bir grup tespit edilmiş, 3 Özel Harekatçı gözaltına alınmıştı.

Dink cinayetinde bazı isimlerin BBP ile bağlantısı çıkınca merhum Yazıcıoğlu, "Bizim tarlayı çok önceden sürmüşler" demişti.


NEDEN HEDEF OLDU?

Geçmişte yaşadıklarıyla hesaplaşmayı göze alabilen bir isimdi Yazıcıoğlu. O nedenle 28 Şubat'a karşı olduğu gibi 27 Nisan e-muhtırasına yiğitçe karşı çıktı.

Bunu ilk kez burada açıklıyorum. Dink suikastiyle ilgili fotoğrafı ona ilk haber veren kişi bendim. Haber, Dink cinayeti nedeniyle Trabzon'a gönderdiğimiz muhabirimiz Yakup Bulut aracılığıyla bir fotoğrafa ulaşmıştık. Genel Yayın Yönetmenimiz Mustafa Karaalioğlu, "Muhsin Bey'le bir görüş. Onu incitmeyelim ama haberi kullanalım. Olay neymiş, anlayalım" demişti. Gece yarısıydı. Fotoğrafı anlattım. Kısa bir sessizlik oldu. Sesi hafif karıncalandı. Önce hatırlayamadı. İnkar da etmedi. Bunun üzerine, "Siz bir soruşturun. Sizden haber gelmeden kullanmayız. Rahat olun" dedim. "Gardaş inceleyip sana döneyim" dedi. Yarım saat geçti. "Doğruymuş. Trabzon'a gittiğimde meydanda partili-lerle sohbet ederken yanımda durmuş, fotoğraf çektirmiş" dedi. Biraz konuşunca, "Elazığda'ki arkadaşlara sordurdum. İlk başlarda gelir giderdi ancak daha sonra karışık ilişkilere girdi dediler. Yanıma girmeye çalışıyordu. Dikkatimi çekti, arkadaşlara 'yanımdan uzaklaştırın' dedim" diye izah etmişti. O kişi Erhan Tuncel'di.


"DAĞLICA BASKINI"

Dağlıca baskınını da ilk haber alan kişiydi. 21 Ekim 2007 günüydü. O gün Cumhurbaşkanlığı referandumu vardı. Haberi almış, ilgili yerlere bildirmiş. Görüştüğü Cumhurbaşkanı Gül kendisine, 'Haber kaynakların sağlammış' demişti.

Özel Harekatçılar içinde gönül bağı olan çok insan vardı. Haber kaynağını sorduğumda, "Bizim çocuklar" demişti.

Muhsin Yazıcıoğlu siyasi dengeleri alt üst edecek sayıda milletvekili olan bir partinin genel başkanı değildi, ancak manivela gibi küçük bir destekle büyük kütleleri yerinden kaldıran bir güce, Türkiye'nin darbelerle mücadele konusundaki hafızasına sahipti. Dahası siyasetin vicdanıydı.

Yazıcıoğlu ile ilgili olarak, 'yaralı, yaşıyor' şeklindeki istihbarat notunu, dostluğa dayalı olarak BBP yöneticileriyle paylaşıp, başına gelmedik iş kalmayan Kayseri Valisi Mevlüt Bilici'ye bu bilgi nereden gelmişti peki? Kayseri Emniyet İstihbarat'tan, onlara da Maraş Emniyet İstihbarat'tan gelmişti.

DDK'nın raporundaki "x"li bölümlerden birisi de o günkü istihbarat şube müdürüyle ilgili.

3 gün sonra helikopter enkazını Döngel köylüleri buldu. Köylüler kar ve tipide donma tehlikesi atlatarak helikopter enkazına ulaşıp, Türkiye'yi bir ayıptan kurtardılar. Ancak Döngel köylüleri kendilerini, "Ergenekon silahları"ndan kurtaramadılar. Döngel köyünde bulunan 7 lav, 15 el bombası ve 1 sis bombasından lav silahlarının Ergenekon silahlarının seri numarasından ve MKE yapımı olduğu ortaya çıktı. Bu neyin mesajı acaba? Birçok kuşku var. En önemlilerinden biri, helikopterdeki kayıt cihazlarının enkazın bulunmasından sonra birileri tarafından sökülerek yok edilmesi. Bu ancak çok profesyonel birimlerin yapabileceği bir iş...

Bir de yangın konusu var. Yani delillerin yok edilmesi diyebiliriz buna.

Onu da DDK raporundan verelim.

"Kaza mahallinde yakılarak kısmen yok edilen helikoptere ait bazı parça ve atıkların, 28.03.2009 günü bölgede bulunan XXXXXX ve daha sonra oraya ulaşan ve gece orada kalan XXXXXXXXXXX timi tarafından yakılmış olabileceği anlaşılmıştır."

Başka soruya gerek var mı? Var. Çünkü Muhsin Yazıcıoğlu suikastinde pandoranın kutusu yeni açılıyor.

Son bir soru da bizden: Arama kurtarma faaliyetleri sırasında ön planda olan bir isim İ.Y. Bu kişinin JİTEM elemanı olması mümkün mü? Bir X'de buraya mı koyacağız yoksa, özel bir ekip oluşturup, yeni bir bakış açısıyla suikastin arkasındaki ipuçlarını bir bir ortaya mı çıkaracağız. İş yeni başlıyor...


ÇOK ŞEY BİLİYORDU

Çok şey biliyordu Muhsin Yazıcıoğlu. Hem güçlü haber kanalları vardı hem de 12 Eylül öncesinde yaşadığı dene-yimler ve birikimleri sayesinde işin nereye gittiğini görebiliyordu. Sadece bilen bir insan değildi aynı zamanda bir hareketin lideri ve eylem adamı olması nedeniyle engel olabiliyordu.

Bu nedenle ara dönem heveslilerinin BBP'nin gençlik yapılanması olan Alperenleri kullanmalarına imkan vermedi. O muhafazakar-milliyetçiler üzerine hesabı olanların önünde bir setti. Hrant Dink suikastinden sonra,"hepimiz Ermeniyiz" diye yürünmesine tepki göstermiş, şimşekleri üzerine çeken açıklamalar yapmıştı. Ancak Dink cinayeti aydınlatılmadan yapılmak istenenlerin anlaşılamayacağına inanıyordu.


HAVA KUVVETLERİ İDDİALARI YANITLADI

Hava Kuvvetleri Komutanlığı, eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin hayatlarını kaybettiği helikopter kazasının olduğu tahmin edilen saatlerde, olay mahallinin 74 kilometre içerisinde F-4 ve F-16 uçakları da dahil TSK'ya ait herhangi bir hava trafiğinin olmadığını bildirdi.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada, 29-30 Ocak 2011'de bazı gazetelerde ''Enkaz Üssünden Uçuş'' ve ''F-16 Şüphesi'' başlıklı haberlerin yer aldığı belirtildi.

Haberlerde, ''Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte beş kişinin ölümüyle sonuçlanan helikopter kazası ile ilgili Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporlarına göre olay sırasında bölgede hava trafiğinin yoğun olduğu, Safa 51 adlı bir uçağın enkazın üzerinde daireler çizdiği ve TSK'nın yazılı olarak iletilen soruya cevap vermediği''nin iddia edildiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi:

''Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun talebi üzerine, olay gününe ait bölgedeki askeri radarlar tarafından izlenen tüm hava trafik bilgileri ayrıntılı bir şekilde incelenerek Devlet Denetleme Kurulu'na gönderilmek üzere 21 Ocak 2011 tarihinde Genelkurmay Başkanlığına bildirilmiştir.

Daha önce ayrıntılı inceleme raporlarında da belirtildiği gibi habere konu olan ve Safa 51 adlı olduğu söylenen eğitim uçuşu, kazanın muhtemel saatinden yaklaşık dört saat sonra, GMT saat dilimine göre 16.48'de (Türkiye saatine göre 18.48), anılan bölgeden 19.000 feet (6300 m) irtifadan geçiş şeklinde icra edilen TSK'nın günlük planlı rutin eğitim görevidir.

Söz konusu görevin askeri radarlar tarafından takip edildiği ve kaza ile ilgili bir boyutunun olmadığı gibi, olayın olduğu tahmin edilen saatlerde olay mahalli 74 kilometre içerisinde F-4 ve F-16 uçakları da dahil TSK'ya ait herhangi bir hava trafiğinin olmadığı kamuoyuna saygı ile duyurulur.


ULAŞTIRMA BAKANI: RAPOR BİZE ULAŞMADI

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Devlet Denetleme Kurulu (DDK) tarafından, eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin hayatlarını kaybetmesine yol açan helikopter kazasına ilişkin hazırladığı raporun kendilerine ulaşmadığını belirterek, ''Bana garip gelen şey, DDK'nın yargıda olan ve ayrıca defalarca konu hakkında uzmanlıkları tartışma götürmeyen kişi ve kurumlarca yapılmış çalışmanın üzerine hangi uzmanlık marifetiyle böyle bir sonuca ulaştığını herhalde önümüzdeki günlerde kamuoyuyla daha açık ve detaylı olarak paylaşacaklardır'' dedi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ''Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği kazadan 4 gün sonra bir fotoğraf yayınlandı. Bu fotoğrafta helikopterin uçuş bilgilerinin yer aldığı CPRS cihazının bulunduğu ancak daha sonraki fotoğraflarda bu cihazın söküldüğü ifade edildi. Bu DDK raporuna da yansıdı. Bu kayıp parçalarla ilgili Ulaştırma Bakanlığının yaptığı bir çalışma var mı?'' sorusu üzerine, kazanın olduğu andan itibaren devletin bütün imkanlarıyla seferber olduğunu, kaza raporunun da yaklaşık 9 ay sonra kamuoyuyla paylaşıldığını söyledi.

İSTANBULDA YÜZDE 64 DEPREM OLACAK!




"İstanbul'da yüzde 64 deprem olacak"

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi (UDİM) Müdürü Dr. Doğan Kalafat, İstanbul'da 2030 yılına kadar 7 büyüklüğündeki bir depremin olma olasılığının yüzde 64 olduğunu vurguladı.

Türkiye ve yakın çevresinde meydana gelen depremlerde, güncel verilerin daha hızlı ulaştırılarak can ve mal kaybının önlenmesi için yapılan çalışmaları paylaşmak amacıyla Kandilli Rasathanesi'nde bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan UDİM Müdürü Dr. Doğan Kalafat, Türkiye'deki depremlerin tamamının sığ odaklı depremler olarak nitelendirildiğini ve bunun da etkisinin büyük olduğunu söyledi. Kalafat, "Artık, sarsıntı haritaları dediğimiz hızlı, otomatik sarsıntı dağılımı ve şiddet haritaları üretiyoruz" diye konuştu.

Kalafat, "Türkiye ve yakın çevresinde meydana gelen depremlerle ilgili şiddet haritalarını en kısa zamanda üretiyoruz. Üretilen olası hasar ve can kaybı haritalarını depreme ait parametrik bilgiler ile eş zamanlı olarak basına ve kamuoyuna iletmeye başladık" dedi. Ürettikleri haritalar hakkında bilgi veren Kalafat, 20 Ocak'ta Gölcük'te meydana gelen 4.3 büyüklüğündeki depremle ilgili de şiddet haritaları üretildiğini söyledi. Doğan Kalafat, 17 Ağustos depreminin şiddet haritalarının anket yöntemiyle 2 ayda hazırlanabildiğini, yeni sistemde ise bu haritaların 60 saniyede üretildiğini söyledi.

Uluslararası Deprem Tespiti Ağı Başkanı Prof. Dr. Elçin Halilov'un, 2011-2015 arasında İstanbul ve İzmir'de şiddetli deprem olasılığının yüksek olduğuna ilişkin açıklamalarının hatırlatılması üzerine de Kalafat, depremlerin önceden belirlenmesinin araştırma safhasında olduğunu ifade etti. "Maalesef deprem olayı, kaotik bir olay" diyen Kalafat, "Bir depremde gördüğünüzü diğer depremlerde göremiyorsunuz. Yapılan bu açıklamaların tamamı hipotez olarak kalır" şeklinde konuştu.

Kalafat, İstanbul'da 7 büyüklüğündeki bir depremin 2030'a kadar olma olasılığının yüzde 64, önümüzdeki 50 yılda olma olasılığının yüzde 75 ve 90 yılda ise yüzde 95 olduğunu belirterek, "Yani İstanbul'da 2090 yılına kadar büyük bir deprem olma olasılığı yüzde 95" dedi. "Bazen fısıltı gazetesi haberleri, sosyal ve ekonomik hayata depremden daha çok zarar veriyor" diyen Kalafat, "Bizim öncelikle yapma istediğimiz afet bilincini toplumda yerleştirmek ve deprem zararlarını en aza indirmek. Depreme dayanıklı bina yapımının sağlanması ve can kayıplarını en aza indirmek çok önemli" şeklinde konuştu.

Depremlerin önceden bilinmesine ilişkin bir teknolojinin olmadığını ve Japonya'nın bu konuyla ilgili çok para harcadığını da ifade eden Kalafat, Japonların depremlerin önceden belirlenmesiyle ilgili çalışmalarını azaltıp, dayanıklı yapıların yapılması konusuna ağırlık verdiğini dile getirdi. Kalafat, 5.5 büyüklüğündeki bir depremin Türkiye'de hasar verdiğini ve bunun da yapı stoğundan kaynaklandığını belirtti.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Nurcan Meral Özel ise Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı tarafından geliştirilen ELER yazılımı ile deprem parametreleriyle birlikte deprem bölgesine ait şiddet dağılım haritalarının da hemen hazırlandığını, enstitünün depremden hemen sonra otomatik olarak sarsıntı, şiddet, tahmini hasar ve can kaybı haritaları üretmeye başladığını kaydetti.

İHA

TSK, ÖCALAN İDDİALARINA SERT ÇIKTI




TSK, Öcalan iddialarına sert çıktı

Genelkurmay Başkanlığı son günlerde PKK ve TSK arasında ilişki bulunduğu yönündeki iddialarla ilgili bir açıklama yaptı.

Genelkurmay Başkanlığı, son günlerde PKK ve TSK arasında bir ilişki bulunduğu yönündeki haber ve iddialar konusunda, “Basın ve yayın organlarında yer alan bu ve bunun gibi iddialar üzerine yapılan incelemelerde herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır. Somut bilgiler (tarih, yer ve isim) verilmesi halinde inceleme derinleştirilecektir” açıklamasını yaptı.

Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yapılan açıklamada “Son günlerde çeşitli basın-yayın organlarında yer alan ve; “Avukatları Kandil’e askerî helikopter getirdi”, “Apo’nun mektupları asker izniyle Kandil'e gitti”, “Askerî helikopterlerle kampa gidip savaş kararı aldırdılar”, “ŞAKAR Kandil’e helikopterle gitti”, “Genelkurmay temsilcisi beni karşıladı. ‘Sana büyük işler düşüyor’ dedi”, “Askerden ÖCALAN’a: Birlikte çalışalım”, “ÖCALAN: Asker bana ‘savaşı tırmandırın’ dedi” gibi birçok iddia içeren haber ve yorumlar anımsatıldı. Genelkurmay, bu gibi iddia ve yorumlar hakkında, “Basın ve yayın organlarında yer alan bu ve bunun gibi iddialar üzerine yapılan incelemelerde herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır. Somut bilgiler (tarih, yer ve isim) verilmesi halinde inceleme derinleştirilecektir” dedi.

ANKARA (ANKA)

30 Ocak 2011 Pazar

İNGİLİZ BİLİM ADAMLARINDAN MÜTHİŞ BULUŞ - PETROL 50 KURUŞ OLUYOR


İngiliz bilim adamlarından müthiş buluş!

İngiliz üniversitelerinden Oxford ve London College’ın ortak çalışması sonucu hidrojen bazlı yapay petrol üretildi.


Yaklaşık 3 ila 5 yıl arasında piyasaya sürüleceği açıklanan ürünün içinde çevreye zarar veren karbon gazının bulunmadığı, bu sayede sera gazı emisyonunun engellenmesine yardımcı olacağı kaydedildi. Bilim adamları yapay petrolü üretmek için hidrojeni küçük hava kabarcıklarının içine hapsederek sıvı gibi akmasını ve pompalanabilmesini sağladı.

Litresi 50 kuruş

Araştırmayı yürüten uzmanlardan Stephen Volker, “Yarattığımız mikro kabarcıklar sayesinde normal petrol ile çalışan otomobillerin depolarında hiçbir değişiklik yapılmadan bu yapay petrolü kullanabilmesini sağlıyoruz” dedi. Testlerine devam edilen yapay petrolü üreten ekipte yer alan Prof. Stephen Bennington, “Hidrojen petrolden 3 kat daha fazla enerji üretiyor. Yakıldığında ise zararlı gazlar yerine suya dönüşüyor” dedi. Araçların bir depo yapay petrolle 500 ila 650 kilometre gidebildiği ifade edildi. Yapay petrolün litresi ise 50 kuruş.

BANKA HESAPLARI OLANLAR DİKKAT!




Banka hesabı olanlar dikkat!

Hesap sahipleri banka mevduatlarını takip etmeleri konusunda uyarıldı.

İstanbul Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası (İSMMMO) Başkanı Yahya Arıkan, son 3 yılda bankalarda unutulup zaman aşımına uğrayarak kamulaştırılan para tutarının 73 milyon lirayı geçtiğini belirterek, hesap sahiplerini banka mevduatlarını takip etmeleri konusunda uyardı.

Yahya Arıkan, yaptığı yazılı açıklamada, sadece geçen yıl fona devredilen paranın 37 milyon lira olduğunu kaydederek, neredeyse her yıl Milli Piyango'nun yılbaşı ikramiyesi kadar tutarın bankalarda unutulduğunu ifade etti.

Zaman aşımına uğrayan hesaplar içinde dövizin de önemli tutara eriştiğini bildiren Arıkan, son 3 yılda yaklaşık 9 milyon dolar ve 7,5 milyon avronun fona devredildiğine, son 3 yılda bankalarda unutulup zaman aşımına uğrayarak kamulaştırılan toplam tutarın 73 milyon lirayı geçtiğini belirtti.

Arıkan, bu yılki listenin 1 Şubat Salı günü açıklanacağını, hesap sahiplerinin banka mevduatlarını takip etmesi gerektiğini ifade etti.
Bankacılık Kanunu'nun 62'nci maddesine göre, bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayan paraların zaman aşımına tabi olduğuna değinen Arıkan, şunları kaydetti:

“Bu tip hesaplar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması halinde, yapılacak ilanı müteakip fona gelir kaydedilmektedir. Oysa bankalar 1 Şubat Salı günü söz konusu kıymetlere ilişkin listeleri kendi internet sitelerinde yayımlayacak. Tüm listeler ise aynı tarihte Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca (TMSF) ilan edilecek. Bunları 30 Nisana kadar görme imkanı var.”

Yahya Arıkan, belirlenen sürede başvurulmaması halinde, yasa gereği zaman aşımına uğramış mevduat, emanet hak ve alacakların TMSF'ye devredileceğini, bankada hesabı bulunan hak sahibi ölmüşse veraset ilamı ve tüm mirasçılarının imzası bulunan üst yazıyla birlikte ilgili şubeye müracaat edilmesi gerektiğini belirtti.

Arıkan, 1 Şubatta açıklanacak zaman aşımı hesapları tutarlarıyla birlikte fondaki paranın 4 yılda 100 milyon lirayı geçmesinin beklendiğini ifade ederek, bu paranın eğitim, sağlık gibi alanlara aktarılmasını önerdi.

AA